25 Kasım 2014 Salı

14. Ulusal İşletmecilik Kongresi

14. Ulusal İşletmecilik Kongresi Aksaray üniversitesi ev sahipliğinde 7-9 Mayıs 2015 tarihleri arası da yapılacaktır. İlgilenenler için kongre web adresi http://www.14uik.org/

23. Yönetim ve Organizasyon Kongresi

23. Yönetim ve Organizasyon kongresi bu yıl Muğla üniversitesi ev sahipliğinde 14-16 Mayıs 2015 tarihleri arasında yapılacaktır. İlgilenenler için kongre web sitesi adresi http://yonetimkongresi2015.mu.edu.tr/. Görüşmek dileğiyle...

8 Aralık 2013 Pazar

22. yönetim ve organizasyon kongresi

http://yonetimkongresi.net/ adresinden 2014'de Selçuk üniversitesinin düzenleyeceği 22.yönetim ve organizasyon kongresi hakkında bigi alabilirsiniz.

26 Temmuz 2013 Cuma

TÜKENMİŞLİK SENDROMU (BURNOUT)

TÜKENMİŞLİK

            Ülkemizdeki popüler dizilerinin tükenmiş (bornout) oyuncularından sonra belki de toplumun her kesiminden sıklıkla duymaya başladığımız kavramın tarihçesi 1970’lere kadar uzanmaktadır.  İlk kez 1974 yılında Herbert  Freudenberg tarafından “başarısız olma, yıpranma, enerji ve gücün azalması, veya tatmin edilemeyen istekler sonucunda bireyin iç kaynaklarında meydana gelen tükenme durumu” şeklinde tanımlanan tükenmişlik üzerinde bir çok araştırma yapılmış ve yeni tanımlar geliştirilmiştir. Bu tanımlamaların başında en yaygın kullanılan ve kabul gören kendi adıyla da anılan Maslach Tükenmişlik Ölçeğini(MBI)  geliştirmiş olan Christina Maslach’ın tanımıdır. Maslach’a göre tükenmişlik “işi gereği yoğun duygusal taleplere maruz kalan ve sürekli diğer insanlarla yüz yüze çalışmak durumunda olan kişilerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süreli yorgunluk, çaresizlik, ve umutsuzluk duygularının, yapılan işe, hayata ve diğer insanlara karşı olumsuz tutumlarla yansıması ile oluşan sendrom”dur (Maslach ve Jackson,1981:99 akt., Ardıç ve Polatçı, 2008:70). 

            Maslach ve Jackson (1981)’a göre tükenmişlik, tüm kapasitesi ile insanlarla çalışan bireyler arasında meydana gelebilen duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı azalması olarak tanımlanmaktadır. Duygusal tükenme, kişinin duygusal kaynaklarının tüketilmiş ve kişiye fazla yüklenilmiş olma duygularını anlatırken, duyarsızlaşma kişinin bakım, hizmet ve eğitim verdiği diğer insanlara karşı olumsuz, katı ve duygudan yoksun davranışlarını içerir. Kişisel başarı ise kişinin işinde kendini yeterli ve başarılı hissetmesi duygularını tanımlamaktadır.
            Tükenmişlik sendromunun pek çok belirtisi olmasına rağmen Tükenmişlik içindeki insan, yaşamının anlamını yitirdiğini ve tüm isteklerinin kaybolduğunu düşünür. Daha önce kendisi için çok anlamlı olan uğraşları, artık sıkıcı gelmekte ve hiçbir ödül vaat etmemektedir. Bu insanlar soğuk, eleştirici, kızgın, katı, önerilere kapalı ve insanları iten davranışlar içinde görülürler (Kaçmaz, 2005).
            Literatürde ki çalışmaların bir çoğunda, öğretmenlik, doktorluk, yöneticilik, hemşirelik gibi insan ilişkilerinin yoğun olduğu meslek dalları üzerinde çalışmaların yoğunlaştığı görülmektedir (Köse ve Gülova, 2006). Bireyler üzerinde fiziksel, duygusal, zihinsel rahatsızlıklar yaratan sendromun ortaya çıkmasında oldukça etki olan 3 durum vardır (Tepeci ve Birdir, 2003). Bunlar; rol çatışması, rol belirsizliği, ve kişinin aşırı sorumluluk yüklenmesidir.  Ayrıca Tükenmişliğin oluşmasında hem bireysel hem de örgütsel pek çok faktör de etkili olmaktadır. Bireysel faktörler kişilerden kaynaklanan ve tükenmeye neden olan özelliklerdir (Ardıç ve Polatcı, 2008). A tipi kişilik yapısına sahip olan, dış kontrol odaklı, ulaşılması zor beklentiler içerisinde olan, öz yeterliliğe sahip olmayan ve empati kuramayan bireyler (Freudenberger 1974; Nowack 1988; Lee, vd., 2003 akt. Girgin ve Baysal, 2005) daha fazla tükenme içerisindedir. Örgütsel ve çevresel faktörler ise iş yükü, kontrol, ödüller , aidiyet, ve değerlerdir ( Maslach, Leither, 1997 akt. Sürgevil, 2005).  Demografik özelliklerin de tükenmişlik üzerinde önemli etkisi vardır. Cinsiyet konusunda bir fikir birliği olmasa da (Sürgevil, 2005, Girgin ve Baysal, 2005,  Polatçı, Ardıç, 2007) yaş, çalışma süresi, mesleki kıdem ve tükenmişlik düzeyleri arasında negatif bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (Naktiyok ve Karabey, 2005, Kaçmaz,2005).  
            Çalışmamızda incelediğimiz işkoliklikle ilişkisinin yanı sıra bir çok çalışmada, tükenmişliğin, devamsızlık, yüksek personel devir oranı, kişilerarası ilişkiler, düşük performans, düşük memnuniyet düzeyi, yüksek iş kazaları ve madde kullanımı üzerinde etkilerinden de söz edilmiştir. (Pikhart vd., 2004; Kouvonen vd., 2005).

Kaynakça
Ardıç, K., Polatcı, S., (2008). Tükenmişlik Sendromu Akademisyenler Üzerinde Bir Uygulama (GOÜ       Örneği), Ankara, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı   10/2,ss:69-96.

Budak, G., Sürgevil, O. (2005). Tükenmişlik ve Tükenmişliği Etkileyen Örgütsel Faktörlerin          Analizine İlişkin Akademik Personel Üzerinde Bir Uygulama. D.E.U Dergisi, 20 (2), 95-108.

Kaçmaz, Nazmiye (2005) Tükenmişlik Sendromu, İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi 2005;68 ss:29-32

Köse, S., Gülova, A.A. (2006). Tükenmişlik (Burnout): Türkiye’deki Genel Cerrahlara Yönelik Bir          Araştırma. 14. Ulusal Yönetim ve Organizasyon Kongresi Bildiriler Kitabı, 25-27 Mayıs,   Erzurum.

Köse, S., Oral, L., Türesin, H.,(2011) Duygusal Emek Davranışının İşgörenlerin Tükenmişlik        Düzeyleri İle İlişkisi Üzerine Sağlık Sektöründe Bir Araştırma İşletme Fakültesi Dergisi C:12      S:2 ss:165-185

Kouvonen, A., M. Kivimaki, SJ. Cox, T. Cox, J. Vahtera (2005) “Relationship between Work Stress         and Body Mass Index Among 45,810 Female and Male Employees”, Psychosom Med, 67(4),            577-583.

Pikhart, H., M. Bobak, A. Pajak, S. Malyutina, R. Kubinova, R. Topo (2004) “Psychosocial Factors at      Work and Depression in Three Countries of Central and Eastern Europe”, Soc Sci Med, 58,   1475-1482.

Polatcı, S., K. Ardıç VE Z. D. Tınaz (2007), “Tükenmişlik Sendromu Ve Demografik        Özelliklerin     Tükenmişlik Üzerine Etkisi: Tokat Orta Öğretim Kurumlarında Bir Analiz”,         Sosyal Ve        Ekonomik Araştırmalar Dergisi, Emin Kayar Özel Sayısı, Vol. 7, ss. 1 – 22.

Naktiyok, A. Ve C. N. Karabey (2005), “İşkoliklik ve Tükenmişlik Sendromu”, Atatürk    Üniversitesi     İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 19(1).


Tepheci, M., Birdir, K.(2003),” Otel Çalışanlarında Tükenmişlik Sendromu” 11. Ulusal Yönetim Ve         Organizasyon Kongresi Bildirisi, ss: 959-972

14 Temmuz 2013 Pazar

08-12 Temmuz Pamukkale Üniversitesi Ekonomi Yaz seminerleri

12. düzenlenen ekonomi yaz seminerlerinin çok değişkenli istatistik yöntemler ve yapısal eşitlik modeli kursuna 08-12 temmuz arasında katıldık. Hacettepe üniversitesinin biyoistatistik  alanından çok kıymetli hocalarımızdan aldığımız kurs bizler için çok verimli geçti. işletme alanında herkesin bilmesi gerektiğini düşündüğüm çok değişkenli istatistik ve yapısal eşitlik modeli konuları dolu dolu tam beş günümüzü aldı. ancak daha çok çalışılması ve bolca uygulama yapılması gereken bu alan ufkumuzu açtı ve bir çok doğru bildiğimiz yanlışları günyüzüne çıkardı. kursun bir faydası da  değerli hocamız Prof.Dr. Reha Alpar'ı tanımak oldu. değerli paylaşımlarından ve hayran olunacak enerjisinden dolayı binlerce kez teşekkür ederiz
.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Kopenhag, Copenhagen Hakkında

Kopenhag' a benim gibi ilk kez gidecekleri için bir kaç ipucu paylaşmak istedim umarım faydalı olur

1. Kopenhag havaalanına indiğinizde gideceğiniz adresin mutlaka yakınında bir metro durağı vardır. havaalanın içinde metro istasyonunda ortala 36 DKK(12 TL) karşılığında havaalınından çıkmadan metroya binebilir şehir merkezine gidebilirsiniz.

2. Kopenhag bisikletliler şehri. Havaalanından 95 DKK (30 TL) karşılığında günlük bisiklet kiralayabilirsiniz. her yerde bisiklet yolu vardır. ayrıca bisikletinizle otobüse ve metroya da binebilirsiniz.

3. Kopenhagta hayat gerçekten pahalı. ortalama herşey Türkiye'nin üç katı fiyatda. suya 5 lira vermek biranın anavatanı olmasına rağmen 15 lira ortalama bira parası vermek(40 DKK) yemeğe minumum 100 DKK vermek zorunuza gitmesin.

4. alkol özellikle bira her ortamda rahatça tüketiliyor. insanlar su niyetine bira içiyor.

5. köşe başı kesinlikle bir Türk var. Herkes kesinlikle ingilizce biliyor. ve çokca farklı yorum olmasına rağmen insanları çok kibar ve güler yüzlü.

6. Oteller çok pahalı iyi bir araştırma yapmadan gitmeyin ama bir ön bilgi günlüğü 100 TL aşağı bir otel bulmanız imkansız.

7. gezilecek çok güzel yerler var internet araştırması sonucu eminim bir çok öneri bulabilirsiniz. Tivoli'ye (giriş 90 DKK) kesin gidin, kanal turu (75DKK) kesin yapın, Nyhawn da evleri inceleyip kanal etrafında birşeyler için Nyhawn arkasındaki sarayları kiliseleri gezin.

8. Pastacılık ve ekmek konusunda ilerlemişler. kesinlikle tadın içine açık büfe çeşitlerin konulduğu açık sandwich i tadın(65 DKK).

9. bizim istiklale veya Alsancaktaki caddelere benzeyen stroget çaddesini gezin alışveriş ve hediyelik alabilirsiniz. bu arada akşam 6 dan sonra sabah 10 dan önce açık mekan bulmak zor. eğlence yerleri hariç bu vakitlar arası alışveriş yapmak daha uygun olur.


10. Düm düz bir şehir. Bisiklet veya yürüyerek heryere gidilebilir. iyi seyahatler...

bir kaç resim...






















17 Mayıs 2013 Cuma

International Conference on Economics, Business Innovation - ICEBI 2013 COPENHAGEN, DENMARK

International Conference on Economics, Business Innovation - ICEBI 2013 COPENHAGEN, DENMARK

İCEBİ, 2013 konferansına katılmak için kısa bir süreliğine kopenhag'dayız. İlk yurtdışı konferans deneyimimi dönüşte paylaşacağım. Bir aksilik olmassa kopenhag turlarımızı da anlatırım.

Bu arada çalışmamızın başlığı ise şöyle;
Attitudes Towards Business Ethics: An Empirical Study on Turkish Senior Business Students

Görüşmek üzere...

30 Nisan 2013 Salı

Üretkenlik Karşıtı İş Davranışları & Counter Productive Behavior,

Üretim karşıtlığı, Üretkenlik karşıtı iş davranışları, örgütsel sabotaj, Örgütsel sapkınlık gibi birbirinden çok az faklılıkları olan bu kavramları Üretkenlik karşıtı iş davranışlarını esas alarak incelediğim sunumum umarım faydalı olur. dropbox üzerinde upload ettiğim için aşağıdaki link den sunulara ulaşılamaz ise mail adresimden bana ulaşılabilirsiniz. konu hakkında paylaşımlar yapabilirim.

inan eryılmaz
inaneryilmaz@gmail.com

https://www.dropbox.com/s/ywh5cdcj3wh1v48/%C3%9CRETKENL%C4%B0K%20KAR%C5%9EITI%20DAVRANI%C5%9ELAR.pptx

Kaos ve Örgütlerde Kaos ve Karmaşıklık & chaos and complexity theory

Kaos Kuramı ve Örgütlerde Kaos ve Karmaşıklık

Örgütlere bakış açınızı değiştirebileceğini düşündüğüm Kaos teorimi Hakkında bilgilendirici bir sunu umarım   beğenirsiniz

https://www.dropbox.com/s/3bf1mnzyr2gbhyp/kaos%20sunu.pptx?v=0mcns

13 Nisan 2013 Cumartesi

İzmir milli Kütüphane

Bir cumartesi günü... ders çalışmak belki de en uygun yer

1912 yılında kurulan Milli Kütüphaneye, 18 yaşından büyükler için vereceğiniz kimlik ile içeriye girebiliyorsunuz. okuma salonu geniş ferah ve en önemlisi sessiz. şahsi bilgisayarınızı kullanabilirsiniz ancak wifi internet bağlantısı gördüğüm kadarıyla yok. gitmek isteyenler kemeraltı giriş yolu üzerinde, belediye katlı otoparkının hemen yanında opera ve bale binası ile birleşik şekildedir. 

4 Nisan 2013 Perşembe

TODAİE Hatırası



Değişen Türkiye’nin Sosyal Politika Anlayışı;
Sosyal Yardım Ve Hizmetlerdeki Dönüşüm Ve AB Ülkeleri İle Karşılaştırılması 
Adlı Bildirimimin TODAİE de sunumu sonrası
04 Nisan 2013

27 Mart 2013 Çarşamba

BENCHMARKİNG
(Kıyaslama)
NEDEN BENCHMARKİNG
Artan Rekabet Ortamı
İşletmelerin Devamlılığı
Değişen Tüketici Tercihlerİ
Değişen Ekonomik Şartlar

TANIM
Örgüte uyan başarılı süreç, uygulama ve stratejilerin araştırılması ve uyarlanarak kullanılması olarak tanımlanabileceği gibi Aynı veya farklı örgütler arasında iki tarafın da faydalanacağı şekilde, belirli bir protokol ve etik kurallar çerçevesinde gerçekleştirilen ve nihai olarak da bilginin paylaşılması olarak tarif edilebilecek yönetsel bir araçtır.
Benchmarking felsefesinde aynen almak değil adapte etmek önemlidir.

W.Edwards Deming’in ünlü sözündeki gibi
                               ADAPT, NOT ADOPT 

                BENCMARKİNG KAVRAMININ TARİHSEL GELİŞİMİ
Ø    Amerika ve Avrupa’da birbiri ardına yeni yönetim tekniklerinin geliştirilmesine ve bunun yanında Japonya’nın başı çektiği “Kalite Devrimi”nin Batı’yı etkisine almasına yol açmıştır. Benchmarking’de bu gelişmeler sonucu ortaya çıkmış bir yönetsel araçtır.
Ø   1964 yılında Yönetim biliminde benchmarking tekniğini geliştiren kişi Robert Camp ve Joseph M. Juran’dır
Ø  Benchmarking tekniğini de yönetim bilimi alanında ilk kullanan firmanın Amerikan Rank Xerox ve IBM olduğu bilinmektedir.
Ø  Türkçe’ye “Örnek Edinme”, “Örnek Alma”, “Kıyaslama” veya “Nirengileme” “karşılaştırma” şeklinde çevrilmeye çalışılan kavram, Benchmarking’i tam ifade edememekte ve hatta yanlış anlamlar yüklenmesine de yol açmaktadır.
Ø  BENCMARKİNG TÜRLERİ
1.       Odaklanılan Noktaya Göre Benchmarking Türleri
Ø  Süreç Odaklı (fonksiyonel, işlevsel, jenerik, operasyonel) Benchmarking
Ø   Ürün Odaklı Benchmarking
Ø   Performans Odaklı Benchmarking
Ø   Stratejik Benchmarking
2.       Seçilen Ortağa Göre Benchmarking Türleri
Ø  İçsel Benchmarking
Ø   Rekabetçi Benchmarking
Ø   Sektör Dışı Benchmarking

BENCHMARKİNG SÜRECİ
1.       Benchmarking Sürecinin Belirlenmesi (Hazırlık, Planlama)
2.       Benchmarking Ekibinin Oluşturulması
3.       Benchmark Ortaklarının Belirlenmesi
4.       Benchmarking Bilgisinin Toplanması ve Analizi
5.       Uygulamanın Gerçekleştirilmesi

BENCHMARKİNG UYGULAMASINDA ETİK KURALLAR
Amerikan Verimlilik ve Kalite Merkezinin (EPQC) desteği ile, uluslar arası Kıyaslama Takas Odası (IBC) tarafından, Bencharking faaliyetlerinde bulunacak işletmelere tavsiye niteliği taşıyan bir “Kıyaslama Tavsiye Modeli” oluşturulmuştur. Örgütlerin bu ilkeleri uymaları tavsiye edilmiştir. Bu ilkeler;
1.                  Yasallık İlkesi (Principle of Legality)
2.                  Değişim İlkesi (Principle of Change):
3.                  Gizlilik İlkesi (Principle of Confidentality)
4.                  Kullanım İlkesi (Principle of Use)
5.                  Tamamlama İlkesi (Principle of Completion)
6.                  Eylem ve Anlama İlkesi (Principle of Understanding and Action)
7.                  Hazırlık İlkesi (Principle of Preparation)

TÜRKİYE’DE BENCMARKING
Profesyonel anlamda ilk kez Kalite Derneği (KALDER),  1999 yılında başlattığı Benchmarking Grup Projelerinde bu güne kadar 11 farklı konuda benchmarking çalışmaları yapılmıştır. Benchmarking Grup Projelerinde, aynı konuya ilgi duyan kuruluşların, bir araya gelerek seçilen konudaki iyi uygulamaları birlikte ortaya çıkarmaları, incelemeleri ve öğrendiklerini kendi şirketlerinde uygulama imkanı bulmaları amaçlanmıştır. Bu konuda en yoğun faaliyet gösteren işletmelerden biri  de 1994 yılında kurulan Kalite Yönetim Merkezi Eğitim ve Danışmanlık İşletmesi KALMER' dir. Kalite Yönetimi konusunda öncü işletmelerden biri olan ABD işletmesi "Juran İnstitute" un Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olan KALMER, "Benchmarking Veri Tabanı“ oluşturmuştur. KALDER’in gerçekleştirdiği benchmarkingler şunlardır;

TAMAMLANAN KIYASLAMA GRUP PROJELERİ (1999- 2012)
1999   PERFORMANS YÖNETİMİ
  2000   MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİN YÖNETİMİ
  2001   İNSAN KAYNAKLARINDA TEŞVİK SİSTEMLERİ                                                                                                                   
  2002   CRM-MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ
  2003   SÜREÇ YÖNETİMİ            
  2005   KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK
  2005   KURUMSAL PERFORMANS YÖNETİMİ
  2005   TEDARİK ZİNCİR YÖNETİMİ
  2005   ÖZDEĞERLENDİRME PROJESİ
  2005   YÖNETİM SİSTEMLERİ ENTEGRASYONU
  2006   SÜREÇ YÖNETİMİ

DÜNYA’ DA BENCMARKİNG

Amerika’da şirketlerin %98’i bencmarking yapmaktadır. Bu konunun yaygınlaşması ve ortak bir veri tabanının kurulması için Avrupa’da Avrupa Kalite Organizasyonu (EQO) ve onun tarafından desteklenmekte olan EFQM (European Foundati
on for Quality Management) Amerika’da ise APQC (American Productivity and Quality Center)’ nin çalışmaları sürekli devam etmektedir.
Günümüzde ve özellikle Amerika ve Avrupa’da internet  vasıtasıyla elektronik ortamda yürütülen pek çok  ebenchmarking çalışması ve bu çalışmaları organize eden pek çok firma, konsorsiyum ve organizasyon mevcuttur. Örnek olarak, www.ebenchmarking.com adresinde, hemen hemen tüm sektörler ve bu sektörlere ait tüm konularda elektronik ortamda yürütülen ve katılımın serbest olduğu benchmarking çalışmaları yürütülmektedir.

1.Xerox Benchmarking Çalışması

BENCHMARKİNG ORTAĞI
KIYASLANAN SÜREÇ
American Express
Faturalama ve tahsilat
American Hospital Supply
Envanter kontrolü
Florida Light and Power
Kalite güvencesi süreci
Ford Motor Company
Üretim hattı dizaynı
General Electric
Robot sistemi
L.L.Bean (Katalog Perakende Satış)
Depolama Operasyonları
Mary Key Cosmotics
Depolama ve dağıtım verimlilik çalışmaları
Vestinghouse
Depo kontrolü ve barkod uygulaması
Cummins Engine Company
Günlük üretim planlaması

2. Ford Benchmarking  Çalışması

Ford meşhur bant sistemini mezbahadan örnek almıştır.  Ford’un kurucusu Henry Ford, yürüyen bant sistemiyle üretimi, bir tanıdığını görmek için gittiği mezbahadan esinlenerek geliştirdi. Kasapların her birinin karkasın belirli bir bölümünü keserek, kalanını diğer arkadaşlarına devrettiğini gören Ford, aynı yöntemi otomobil yapımında, çengellerin üzerinde kayan çelik ray yerine, hareketli bir bant uygulamasıyla gerçekleştirdi.

3. General Motors Service Parts Operations

SPO; benchmarking’i benimseyip uygulamaya başladıktan sonra; Devir süresi, 54 günden20 güne düştü, Servis hazırlığı, 1989’da % 50, 1992’de % 73, 1994’de % 91 oldu. Saat başına optimum devir 240 saatten 24 saate düştü. Satıcı tatmini % 92,5’dan % 96,8’e çıktı. Genelde SPO, ilk benchmarking uygulamasından yaklaşık 2 milyon $ tasarruf etti.

4.  Ford Taurus Projesi Benchmarking Çalışması
Ford, 1980 yılını Amerikan otomobil endüstrisindeki gelmiş geçmiş ikinci büyük zarar olarak nitelendirilen bir zararla kapattı. Ford, o yıl aldığı bir kararla, Amerika ve yurt dışından seçilen en iyi 50 otomobili Ford fabrikasına getirerek bunları ‘Reverse Engineering’ adı verilen analiz ile parçalara ayırarak, daha önce benchmarking ekibi tarafından belirlenen 400 kriter açısından, bu otomobillerin neden en iyi olduklarını araştırıldı ve Ford Taurus tasarlandı. Ford Taurus 1986’da piyasaya sürüldüğünde büyük başarı sağladı ve yılın otomobili olarak seçildi. Bu model Ford’un maddi durumunu düzeltmekle kalmadı aynı zamanda rakibi, General Motors’un onlarca yıldır ilk defa önüne geçmesini sağladı.
5. Ritz-Carlton Benchmarking Çalışması

Amerika’da 1987 yılında ikinci defa en iyi oteller zinciri seçilen Ritz-Carlton, Müşterilerinin tamamını memnun edemediğinden, firmanın yeteri kadar iyi olmadığına karar vermiş ve Xerox ve Motorola firmalarındaki süreç odaklılığı ve tasarımda kalite felsefesini örnek alarak süreçlerini geliştirmeye karar vermiştir. Sonuç olarak firma temel değerlerini hiç değiştirmeden müşteri memnuniyeti 80’lerden 95’in üzerine, çalışan memnuniyeti 75’lerden 90’lara çıkarırken verimlilik göstergelerinde de büyük gelişmeler sağlanmıştır .

6. Toyota Motor’un Benchmarking Çalışması
 7.  IBM-Rochester’in Benchmarking Çalışması
 8. NAC Şirketinde Benchmarking Çalışması
 9. Sprint Şirketinde Benchmarking Çalışması
 10. Shell Benchmarking Uygulaması
 11. J&J’nin Benchmarking Uygulaması
 12. Statoil’deki Benchmarking Çalışması

KAYNAKÇA

BEDÜK, Aykut (2002), Benchmarking,  Ankara, Nobel Yayınları
BEDÜK, Aykut (2004), “Yeni Yönetim Tekniği Benchmarking”, http://www.donanma.dzkk.tsk/ e5Tky/yeni_web/makaleler/ DÜZENLENEN/ KİYASLAMA_BENCHMARKING
BUMİN, Birol ve Hakan ERKUTLU (2001), “Toplam Kalite Yönetimi ve Kıyaslama (Benchmarking) İlişkileri”, http://dergi.iibf.gazi.edu.tr/pdf/4106.pdf
GEREK, İbrahim Halil (2010)  Türk inşaat Sektöründe Bencmarking Çukurova üniversitesi Doktora Tezi
SARAÇ, OSMAN (2011) Bencmarking ve Stratejik Yonetim  S.Dergisi S:56
SÜRAL, Pınar (1996), “Benchmarking”, İ.İ.B.F. Dergisi, Dokuz Eylül Üniv. Yayınları, Cilt:11, Sayı:2, İzmir.
www.kalder.org MART 2013
www.kalmer.com MART 2013

2 Mart 2013 Cumartesi

Chester Barnard Kimdir?


Chester Barnard, 1938'de, düşünce biçimleri doğrudan doğruya Fayol'ünkine dayanan Urwick ve Davis'in aksine yeni bir yaklaşım getirmiştir. Barnard; Fayol'un yaptığı gibi üst düzey yönetiminde edindiği kendi tecrübelerini yorumlamamış; ancak bir üst düzey yöneticisi olarak işlerini yürütürken karşılaştığı yöneticiler üzerindeki gözlemlerinin temeline dayanan yeni bir görüş geliştirerek, yönetim işlevlevini;
(1) Amaçların belirlenmesi ve yazılması,
(2) Örgütsel mevkilerin ve haberleşme sisteminin belirlenmesi,
(3) Personel gücünün emniyete alınması,
şeklinde sıralamaktaydı.
Barnard bu, işlevlerle diğer klasik yazarların aksine biçimsel olmayan ilişkilere daha çok eğilmiştir

25 Şubat 2013 Pazartesi

POSTMODERN ÖRGÜT KURAMLARI


POSTMODERN ÖRGÜT KURAMLARI
ÖZET
Bu çalışmada, 20. yy sonrasında ortaya çıkan ve son yıllarda farklı bilim dallarından birçok araştırmacının ilgi odağı haline gelen postmodernizm olgusunu incelenecektir. Çalışmamızda yönetim bilimi ve örgütsel yönetim alanında postmodernizm olgusunun ortaya çıkışı üzerinde kısaca durduktan sonra modernizm olgusunu kısaca inceleyeceğiz. Postmodernizm olgusunu, modernizm temelinden hareket ederek açıklamaya çalışacağız. Bu şekilde izlenecek yöntemin postmodernizm anlaşılması açısından daha yararlı olacağı görüşündeyiz.
GİRİŞ
Geçmişten günümüze geliştirilen bütün teorilerin, yönetim tarzlarının temelinde her zaman daha iyiye ulaşmak, en iyi yönetim sistemini oluşturmak, örgütsel yapının verimliliğini ve etkinliğini sağlamak görüşü olmuştur. Dolayısıyla bütün bilim adamaları, yöneticiler, akademisyenler her seferinde mevcut yönetim anlayışının, mevcut teorilerin eksik yönlerini tespit etme ve bu eksikliklerin giderilmesine yönelik yeni teoriler, yeni sistemler geliştirme çabasında olmuşlardır.
Modern örgüt teorisi, klasik yaklaşımlar ve neoklasik yaklaşımlar sonrasında geliştirilmiştir. Son yıllarda ise postmodernizm olgusu araştırmacıların gündeminde yer alan önemli konulardan bir tanesi haline gelmiştir.
Yönetim literatürünü kısaca hatırlamak gerekirse;
·           Klasik Yönetim Teorileri   à İş
·           Neoklasik Yönetim Teorileri   à İnsan
·           Modern Yönetim Teorileri   à Sistem Yaklaşımı;
·           Her zaman, her duruma uygun bir örgüt yapısı yoktur.
·           Sistem, ana sistemi oluşturan birçok alt sistemden oluşmaktadır.
                                                          à  Durumsallık Yaklaşımı;
·           Her durum gibi her örgütte kendine özgü özelliklere sahiptir.
Şeklinde kısaca özetlemek mümkündür.
Buradan sonra ise özellikle son 30 yılda kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başlayan Postmodern yaklaşım önem kazanmaya başlamıştır. Postmodern örgüt teorileri temelde;
·           Doğrusal olmayan, kısıtlanamayan örgüt yapısı,
·           Aynı dil etrafında toplanan insan kaynağı
gibi olguları ortaya koymuş ve diğer örgütsel teorilerin eksik yönlerini ortaya koymak ve geliştirmek üzere meydana getirilmiş, anlam berraklığından çok anlam zenginliğinin olması gerektiğine inanan ancak henüz bir sisteme oturtulamamış, kuramsallaşmamış henüz görüş aşamasında olan yaklaşımlardan oluşmaktadır.
Postmodernizm kavramının ne olduğu konusunda henüz tam bir fikir birliğine ulaşılamamıştır dolayısıyla herkesçe kabul gören bir tanım yapılması pek mümkün değildir(Yıldız). Kelime olarak postmodernizm, modernizm sonrası anlamına gelmektedir. Farklı dönemlerde çeşitli alanlarda ortaya çıkan fikir değişimleri olması nedeniyle bir akım olarak ifade edilmektedir.
Literatürü incelediğimizde konunun niteliği ile ilgili temel anlamda görüş birliği olsa da ilgili dönemin adlandırılması, kapsamı ve özellikleri konusunda farklı düşüncelerin söz konusu olduğunu görmekteyiz. Weber'in ifadesiyle, bir çağ, başlangıcında değil ancak bittiğinde tarif edilebilir. (Halis;s.4) Bu bağlamda yeni bir kavram olan postmodernizmin açıklanabilmesi için daha önceden bilinen belirli kalıplara başvurmanın faydalı olacağı düşüncesindeyiz.  Postmodernizm konusunun daha iyi anlatılabilmesi ve anlaşılabilmesi açısından ve aynı zamanda da modern yaklaşımın eleştirisi niteliğinde, onun eksik yönlerini iyileştirmeye yönelik geliştirilen fikirlerden oluşması bakımından öncelikle modernizm konusuna kısa bir dönüş yapmamızda fayda olacağını düşünmekteyiz.
MODERNİZM
Modern, güncel hayatta modaya uygun, trend, köklü değişikliklerden sonra ortaya çıkan daha faydalı, daha ergonomik, daha rahat olanaklar sağlayan en yeni gelişmelerden oluşan durumlar anlamında kullanılmaktadır.( Şişman,1996)
Modernizm olarak adlandırılan akımın gündeme gelmesi ve modern olarak adlandırılan dönemin hangi zaman aralığına tekabül ettiği ile ilgili farklı görüşler söz konusudur. Çünkü fikir değişimleri birbirlerinden etkilenmeleri sonucunda farklı alanlarda farklı zamanlarda kendini göstermektedir. Ancak modernizm hareketlerini genel olarak 18. Yy’da meydana gelen Rönesans ve Reform hareketlerine yani aydınlanma hareketlerine dayandığı görüşü genel kabul görmektedir. Daha detaylı bir ayrıma gidilecek olursa, modernizme geçişi belirleyen başlıca (bilimsel, siyasi, kültürel, etknik, endüstriyel) devrimlerden faydalanılmaktadır.(Şişman;1996). Buradan hareketle, modernizmin temelde, belirli bir döneme damgasını vurmuş görüşlerin, düşüncelerin, uygulamaların yani geleneksel olguların, geleneksel din, felsefe, siyaset, ahlak, hukuk, tarih, ekonomi, yönetim anlayışlarının eleştirilmesiyle ortaya çıktığı söylenebilir. Burada din, felsefe, siyaset, ahlak, hukuk, tarih, ekonomi vb. alanlardaki geleneksel düşünceden kasıt, klasik düşünceler dönemini, yönetim alanı açısından ise klasik örgüt teorilerini kapsamaktadır. Bu alanlardaki düşünsel gelişmeler ve yenilikler zamanla bu alanların her biri üzerinde etkisi göstermiş ve klasik dönemden sonra modern düşünceler dönemi ve daha sonrasında ise son yılların sıkça tartışılan postmodern düşünce döneminin gündeme gelmesine neden olmuştur. Bütün bu gelişmelerin yönetim ile ilgili kısmı ise modern örgüt teorileri ve sonrasında da postmodern örgüt teorileri olarak adlandırılmıştır. ( Koçel;2011, Yıldırım;2010, Doğan;2007)
Copper ve Burrel’e göre modernizm, insanın kendisini, tanrı ya da doğanı bir yansıması olmasının dışında, bağımsız bir varlık olduğunu keşfetmesiyle başlar ve modernizmle birlikte Toplumsal hayatta tanrı merkezli bir dünyadan insan merkezli bir dünyaya geçişi, yani kalıplaşmış görüşleri terk edip aklın kullanılmaya başlandığı bir yapıyı ifade etmektedir. Bu da 18. Yy’da aydınlanma dönemi olarak ifade edilen dönemi kapsamaktadır. Aydınlanma felsefesi, nesnel bilim, evrensel ahlak, yasa ve özerk sanatı konu alan ve temelde akıl, bilgi, bilim, deney, laiklik, özgürlük gibi kavramları ön plana çıkaran bir kültür felsefesidir. (Şişman,1996)
Modernizm, sosyal alanda Avrupa’da ortaya çıkmış ve bu çerçevede zamanla tüm dünyayı etkisi altına almış bir akım haline gelmiştir. 19. Yy’da doruk noktasına ulaşmıştır. 20. Yy başlarında Batı’da sosyal, siyasal, ekonomik alanda ortaya çıkan sorunların, krizlerin etkisi zamanla tüm dünyaya yayılmaya başlamış ve çeşitli dallardan bilim otoriteleri arasında modernizmin de bazı eksik yönlerinin olduğu düşünceleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Günümüz itibariyle de modern dünya toplumlarının yavaş yavaş modern yaklaşmın özelliklerinden uzaklaşmaya başladıkları, adı henüz tam olarak netleştirilemeyen bir dönemi yaşamaktadırlar. (Şişman;1996, Yıldırım;2010)
Yukarıdaki kısa özet bağlamında Jeannere (Doğan; 2007) moderniteye geçişi;
·           Bilimsel devrim; Newton ile,
·           Siyasal devrim; demokrasinin devletin tek rasyonel biçimi haline gelmesiyle,
·           Kültürel devrim; yeni fiziksel dünya görüşü ve düşüncenin laikleşmesiyle,
·           Endüstriyel devrim; emeğin soyutlaşması ile gelişmiştir.

Aydınlanma dönemi ile birlikte bu gelişmelerin yaşanmasına meydan yaratan gelişmeleri ve modernizmin özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür(Taylor;2004);
·           Makine ve elektrik- elektronik teknolojilerinin gelişmesi ve sanayi tipi üretime geçilmesi,
·           Çoğunun akılcılığa, tarafsız bilgi edinme anlayışına dayandığı Sosyal bilimler ve fizik alanında meydana gelen bilimsel gelişmeler, ortaya çıkan yeni görüş ve teoriler,
·           Nüfus dağılımında büyük karmaşalara sebep olacak kırdan kente toplu göçler,
·           Tüketici ihtiyaçlarının artması,
·           İşletmelerin çok uluslulaşması, globalleşmesi,
·           Sosyal hayatı düzenlemeye yönelik akılcı düşünce ve uygulamaların ortaya çıkması,
·           Hane halkını, işletmeleri ve hatta tüm sosyal hayatı etkileyen kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması,
·           Ulus millet anlayışının gelişmesi, önem kazanması,
·           Uluslar arası ticaretin de etkisiyle ekonomik yapıların çok hassas ve hareketli hale gelmesi
Bu gelişmeler geleneksel düşünce ve yönetim yapısının temellerini kökten sallamış ve yeni köklü örgütlenme yapısı, etkileşim ve farklılaşma düşüncelerini hakim olduğu bir dönüşüm sürecinin yaşanmasına sebep olmuştur.
Hem modernizmi hem de buna bağlı olarak postmodernizmi anlayabilmek açısından modernizmin temel görüşlerine kısaca değinmekte fayda görmekteyiz. Modernizmin temel düşünsel yapısı aşağıdaki görüşlere dayanmaktadır( Doğan; 2007, Saylı;… Yıldırım;2009);
·           Bireycilik; bireysel hak ve özgürlükler, bireysel çıkarlar,
·           Aklıcılık; geleneğin yerini akılcılığın alması, toplumsal düzenin akıl temeline göre yapılandırılması,
·           Bilmenin ve bilginin niteliği;  var olanı olduğu gibi açıklamaya yönelme
·           Bilimsellik; teori yerine bilim
·           Bilimsel yöntem; pozitivizm
·           Determinizm; evrende olan her olgunun önce bir ya da birkaç olgunun sonucu olması, dolayısıyla geleceğe yönelik tahminlerin yapılabilmesi,
·           Dışsal otoriteyi reddetme
Bu özellikler modernizm olgusunun genel özellikleri olup temelde faydacı kurama dayanmaktadır ve bu olgunun örgütsel anlamada niteliği ise, verimlilik ve etkinliğin sağlanmasıdır.
Modernizm kavramının sosyal alanda ortaya çıkmasını ve gelişim sürecini kısaca bu şekilde özetledikten değinmemiz gereken bir diğer konu da örgütsel anlamda modernizm olgusudur.
Sosyal hayatta fikirsel dönemlerin tasnifinde kavramsal sorunlar olduğu gibi yönetim alanında da yönetim kuramlarının sınıflandırılması sırasında düşünsel farklılıklar söz konusudur. Bu sorun modern örgüt yapılarının sınıflandırılmasında kendisini daha fazla göstermektedir. Yönetim ve örgüt literatüründe, geçmişten günümüze kabul edilen ve kullanılan sınıflandırma, kuramların klasik, neoklasik, modern kuramlar şeklinde tasnif edilmesidir. Bu sıralama dikkate alındığında, 1920-1960 arası döneme ait kuramlar (sistem yaklaşımı ve durumsallık yaklaşımı) modern kuramlar olarak değerlendirilmektedir.  Anılan yıllarda bu kuramlar en güncel ve en yeni kuramlar olması nedeniyle modern olarak adlandırılmıştı. 1970’li yılların ortaları itibariyle modernizm anlayışının istenen sonuçlara ulaşmada yetersiz kalması, farklı ihtiyaçların ortaya çıkması vb. nedenlerle modernizm zamanla şekil değiştirmeye başlamış, bu süreç içerisinde de yeni anlayışlar, fikirler oluşmaya başlamıştır. Bunlar bir süre modernizm kapsamında ele alınsa da zamanla farklılaşma ve ayrılmalar söz konusu olmuştur. Dolayısıyla, bununla birlikte modernizm olarak ifade edilen kuramların tam olarak güncelliği, yeniliği, gelenekselliğe baş kaldırmayı mı yoksa toplumsal teorilerle ilişkilendirilerek anlam yüklenmesi gerektiğine mi dayandığı konusunda ikilemler ortaya çıkmıştır.  Buna bağlı olarak da modern kuramlara eleştiri olarak ortaya çıkan kuramların isimlendirilmesi tartışılması gereken bir başka sorunu ortaya çıkarmıştır.
POSTMODERNİZM
Postmodernizm, kelime anlamı olarak modern ötesi ya da modern sonrası olarak tanımlanmaktadır. (Doğan;2007, Şişman;2006). ////Kavram ilk kez Arnold Toynbee tarafından 1939‟da kullanılmıştır. Toynbee “modern” dönemin Birinci Dünya Savaşında sona erdiğini, postmodernin 1918-1939 yılları arasında biçimlenmeye başladığını ileri sürmektedir (Habermas, vdg. 1995:8). Ancak bu konuda fikir birliği yoktur. ////.Postmodernizm ilk olarak sanat alanında 1960’lı yıllarda ortaya çıkmıştır, ancak sosyal bilimlerde ilk kez ele alınışı 1970’li yıllara dayanmaktadır. Postmodernizm kavramı ilk defa 1973’te ABD’de bilginin sanallaşması ile modernizmin şekil değiştirmeye başladığını savunan sosyolog Daniel Bell tarafından kullanılmış daha sonra Fransa ve Almanya üzerinden Avrupa’ya yayılmış ve daha sonra da tüm dünyayı ve tüm alanları etkisi altına almaya başlamıştır.(Hassard;1994, Şişman;1996). Bell, postmdernizmi anlatırken, teknolojinin gelişmesi, bilginin sanallaşması ile bir yandan üretim sektörü değer kaybederken diğer yandan yeni iş kollarının ortaya çıktığını ve bilgi işçileri diye bir grubun ortaya çıktığını söylemektedir. Postmodernizmin Fransa’daki öncüleri, Kristeva ve Lyotard; Almanya'daki öncüsü ise Habermas’tır. Daha sonraları postmodernizm Habermas, Althusser. Foster, Morris, Fraser, Nicholson, Turner, Heller, Feher. Lash, Murphy. Foucault, Jameson, Kellner, Giddens, Heidegger, Deleuze, Derrida, Adorno, Featherstone, Baudrillard, Bauman gibi isimler tarafından farklı konularda ele alınmıştır.
Postmodernizm kavramı henüz sınırları çizilebilmiş, nitelikleri belirginleşmiş bir kavram değildir. Bu kavramın kapsam ile ilgili çeşitli görüşler ve tartışmalar söz konusudur. Postmodernin ne olduğunu tanımlamak, postmodernizmi belirli sınırlarla kısıtlamak ya da bir kurama sığdırmak postmodernizmin düşünce yapısına terstir, çünkü tanımlamak, sınırlar çizmek, belirli kalıplara oturtmak daha çok modernizmi yansıtan özelliklerdir. Dolayısıyla postmodernizm kavramı ile ilgili bazı belirsizlikler ve tartışmalar söz konusudur;
·           Bu tartışmalardan biri, postmodern kavramının neyi ifade ettiği ile ilgilidir. Örneğin; Bauman ve Parker’a göre postmodernizmin iki kullanımı söz konusudur; bunların ilkine göre postmodernizm(post-modernizm) yeni ve farklı bir devri işaret etmektedir, ikincisine göre ise postmodernizm yeni bir kuram türü olduğunu ifade etmektedir. Hassard(1993), bu konuyu şu şekilde açıklığa kavuşturmaktadır; Hassard’a göre postmodernizm, hem bir tarihsel dönem hem de bir bilgi kuramıdır. Yani her ne şekilde düşünülürse düşünülsün, modernizmin eksik kalan yönleri nedeniyle bu eksikliği tamamlamaya ve bu sebeple meydana gelen sorunları çözümlemeye yönelik ortaya çıkan düşünceler topluluğu olduğu kabul edilmektedir.
·           Postmodernizm ile ilgili tartışmalardan bir diğeri de postmodern olarak ifade dönemin tam olarak hangi zaman dilimini ifade ettiği konusunda yani ‘post’ ön ekinin ne anlamla kullanıldığı ile ilgilidir. Bir kısım düşünür postmodernizmi modernizmin devamı olarak görürken, diğer bir kısım düşünürler de bu düşüncelerin modernizmin eleştirisi ve hatta modernizme bir başkaldırı olduğunu savunmaktadır. Genel kabul gören temel görüşe göre “post” önekinin anlamı, modernizmden sonraki dönemi ifade ediyor olmasıdır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir nokta bu önekin, "radikal bir eleştiri", dahası, "reddiye" anlamını içermesidir.(Şener;2007) Bu bağlamda postmodernizm, sadece modernizm sonrası değil, modernizimin “radikal bir eleştirisi” ve aynı zamanda modernizmin “reddi” olarak değerlendirilmesini gerektirmektedir.(Şener;2007)
POSTMODERN KÜLTÜR – BİLGİ – DİL
Modernizmin hakim düşünceleri üç temel anlayışa dayanmaktadır. Bunlardan birincisi, doğa ile toplumsal düzen arasında zorunlu bir ilişkinin kurulmasıdır. İkincsi, toplumsal dünyanın nesnel yasalara göre şekillendirilmesi gerekliliğidir. Üçüncüsü, nesnel, evrensel bir gerçekliğin kabul edilmesidir. Postmodernizm bu düşüncelerin tamamıyla çelişmektedir.
Postmodern toplum ile ilgili tartışmalar D. Bell’in "Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri" ve "Endüstri Sonrası Topluma Geçiş" kitaplarındaki eleştirileriyle gündeme gelmiştir.(Taylor;2004). Bell, Batı toplumlarında krizlerin, kültür ile toplumun birbirinden ayrılmasına kadar geri gittiğini ve modern kültürün ahlaki değerlerle ayrıştığını ileri sürmüştür.(Şişman;2006). Heller ve Feher gibi bir kısım araştırmacılara göre ise postmodernizm, bir başkaldırı hareketi olmaktan öte her tür kültüre yaşama hakkı sağlayan, kültürel çoğulculuğu öne çıkaran bir kavram olarak çözümlenmektedir.
Modernleşme sürecinde, bilginin merkezileşmesi, belli ülkelerin, diğerleri üzerinde bir kültür hegemonyası kurması sonucunu doğurmuştur.(Şişman;2006). Ancak ekonomik ve siyasal değişmelerle birlikte, merkez-çevre ülke ilişkileri de değişmeye başlamış, kültür ihraç eder durumda olanlar, aynı zamanda ithal eder duruma da gelmişlerdir.(Şişman;2006). Postmodernizm kültürel, etnik, sınıfsal ayırımlara önem vermemektedir. Yani bahsedilen gelişmeler neticesinde bu tür sivri ayrımlar terk edilmeye başlanmış, homojenleştirme düşüncesi terk edilip heterojen yapılar önem kazanmıştır.(Sallan ve Boybeyi;s.315)
Postmodern söylemde bir toplumu bir arada tutan şey, ortak bir bilinç ya da altyapı değildir. Aksine, toplumsal bağ, hiçbirinin bütün içinde tek başına süreklilik göstermediği çapraz söylemsel pratikler silsilesinden oluşan bir örgüdür.(Yıldırım;2009). Buna göre, postmodernizm, toplumun bir bütün halinde mükemmel bir sistem olduğu görüşünü reddetmekte, bu toplumu bütünleştirebilecek mutlak bilginin olmadığını ifade etmektedir.(Yıldırım;2012, Şişman;2006). Bu bağlamda postmodernizme göre toplum, total veya üst kimlikler çerçevesinde bir bağlılık (aidiyet) duygusuyla bütünleşmiş insanlardan kurulu bir düzen olmayıp, insanların karşılıklı etkileşim içerisindeki farklı beklenti, çıkar ve amaçlarıyla bu yoldaki eylemlerinin birbirine eklemlendiği bir alaşımdır.(Yıldırım;2009). Lyotard’ın da ifade ettiği gibi, postmodern bilgi, insanın farklılıklara duyarlı olma özelliğini geliştirir, hoşgörü yetisini güçlendirir.(Şişman;2006).
Modern zihniyet, iktidar, bilgi, dil ve öznellik aracılığıyla belirli modelleri gerçeklik konusunda imtiyazlı kılmaktadır. Buna karşın postmodernizme göre gerçekliğin tüm çeşitleri “gerçektir.” (Yıldırım;2012).  Bu bağlamda postmodernizm,  genel geçer evrensel bilgi yerine bilginin göreceli bir kavram olduğunu savunmaktadır. Bu da modernizimin savunduğu süreklilik, düzenlilik, mantık yerine belirsizlik, değişkenlik, kaos ve kargaşayı getirmektedir.
Postmodern yaklaşımı modernizmden ayıran özelliklerden bir tanesi de dildir. Modernizm, dilin mantık ve akılla elde edilen gerçekleri anlattığını ifade etmektedir. Postmodernizm genel geçer bilgiyi reddetmesinin bir sonucu olarak dilin mecazi, mataforik, belirlenemeyen, çelişkilerle dolu karmaşık bir şey olduğunu savunmaktadır.(Gergen ve Joseph;2006). Bu nedenle dil, güvenilmez, tehlikeli ve farklılıklar gösteren bir varlıktır. Postmodernizme göre dil, bir şeyi temsil ederken aynı anda onu oluşturur.(Yıldırım;2012)
Modern paradigmalar, araştırmacıyı imtiyazlı bir otorite gibi görür. Yani araştırmacı bilgi üretimi esnasında onu yönetebilir. Postmodernizm, genel geçer bilgiye ulaşılamayacağını öne sürerek bu sistemi eleştirmektedir. Modernizmde, araştırmalar için belirli yöntemler, hiptezler ve kuramlardan bahsetmek mümkünken postmodernizm bunu eleştirmekte ve belirli yöntemlerle her zaman doğru bilgi üretmenin mümkün olmadığını söylemektedir. Bu da geçmişten günümüze bütün araştırmaların temelini sallaması anlamına gelmesi nedeniyle çok kabul görmemektedir.
POSTMODERN ÖRGÜT KURAMLARI
Önceleri sanat alanında ortaya çıkan postmodernizm düşünceleri zamanla toplumsal konular üzerinde kendisini göstermeye başlamış ve buna bağlı olarak ta yönetim alanını ya da bilimini de etkisi altına almıştır. Postmodernizm 1980’li yıllar itibariyle örgütsel alanda etkili olmaya başlamış ve o dönemlerde zirvesinde olan modern yaklaşıma karşı eleştiriler şeklinde kendisini hissettirmeye başlamıştır. Postmodernizm örgütsel anlamda incelenmesi esnasında toplumsal araştırma ve görüşlerden faydalanıldığı görülmektedir.(Şişman;2006)
Örgütsel anlamda Postmodernizmin incelenmesi çok yeni bir kavram olmasa da hala belirsizliklerle dolu ve hala tartışılmaya devam eden bir konudur. Bunun temel sebepleri, Postmodernizmin kendi anlayış yapısı ve bunun yanı sıra yönetim alanına ait bilgilerin çoğunun uzun bir dönemi kapsayan modern teorilerden oluşmasıdır.
Yönetim alanında geliştirilen ve belirli dönemlere damgalarını vuran klasik, neoklasik ve modern yaklaşımların zamanla istenen ve beklenen sonuçlara ulaştırmada yetersiz kaldıkları ortaya çıkmış ve bununla birlikte sürekli birbirini takip eder şekilde ortaya çıkmışlardır.  Günümüzde gündeme oturan yaklaşım ise postmodern yönetim yaklaşımlarıdır. Postmodernizm il ilgili ikilemlerin yönetsel alanda da aynı şekilde söz konusu olduğu gözlenmekte ve bu konudaki tartışmalara devam edilmektedir.
1970’li yıllardan itibaren dünya, makro düzeyde politikadan teknolojiye, sosyolojik dönüşümlerden uluslararası ekonomik dengelere, iletim araçlarından ulaşıma ve üretim teknolojilerinden bilişim teknolojilerine kadar büyük bir değişime sahne olmuştur. Bu değişimlerin yansımaları, işgücünün niteliliğini ve tasnifini de içine alan emek piyasalarında da görülmektedir. Postmodern ya da sanayi ötesi olarak adlandırılan bu dönemin temel tapı taşı ise bilgi ve enformasyon ve buna bağlı olarak gelişen teknolojidir. Postmodernizm düşünceleri modern örgüt teorilerinin eleştirisi niteliğinde ortaya çıkmıştır. Modern örgüt teorilerinin temel varsayımları(Halis;s.8)
·           Örgütler sınırlı ve tanımlanabilir varlıklardır.
·           Örgütler farklılaştırılmış iş yapma birimleridir.
·           Örgütler rasyonel ilkelere göre hareket ederler.
Postmodernizm, post-modenizm(dönem) anlamı ile de postmodernizm(kuram) anlamı ile de modernizmin bu temel varsayımlarını eleştirmektedir. Ancak nasıl eleştirdiği yine bu ayrıma dayanmaktadır.
Epistemoloji yani kuram olarak postmodernizm, toplumsal anlamda bizi çevreleyen dünyayı nasıl algılamamız gerektiğine odaklanmaktadır. Örgütsel boyutta düşündüğümüzde ise örgüt içi ve örgüt dışı çevrenin nasıl algılanması gerektiği ve nasıl ele alınması gerektiği ile ilgilidir. Epistemolojil olarak postmodernizm,  modernizmi tamamen reddetmektedir. Epistemolojik postmodernizme göre; insanlar her zaman rasyonel davranamaz, yani genel geçer bir bilgi olmaması nedeniyle rasyonel bilgi olup olmadığı da kesinliğe kavuşmuş bir olgu değildir. Postmodernizm, tanımlanabilir, sınıflandırılabilir, sınırlandıraılabilir örgüt yapılarını eleştirmektedir. Ayrıca örgütün yapısının, anlamının, özelliklerinın gözlemcinin bakış açısına göre değişiklik gösterdiğini savunmaktadır.
Modern sonrası dönem olarak post- modernizm açısından postmodern yönetim kuramını incelediğimizde; modernizmin varsayımlarını tamamen reddetmediğini ancak zamanla yetersiz kalmaları nedeniyle artık o kuramların, yöntemlerin yetersiz kaldığını zaman zaman da geçersizleştiklerini ileri sürmektedirler.
Post-modernizme göre örgütler tanımlanabilir, gözlenebilir deneysel özelliklere sahiptirler, ancak gerçekleşen bir takım gelişmeler ve değişimler neticesinde bu sınırlandırma düzenlerinin artık uygulanabilirliklerinin kalmadığını ifade eden görüşlerden oluşmaktadır. Post- modernizm uzun yıllar yönetim uygulamalarının temel taşı olam bürokrasi modelinin artık yetersiz kaldığını, uygulanabilirliğinin olmadığını savunmaktadır.(Yılmaz;2012). Buna karşın artık nispeten küçük ölçekli, esnek üretime uygun, bilgi teknolojileri yoğun, vasıflı işgücüne dayalı, ademimerkeziyetçi, katılımcı örgüt yapılarının, şebeke örgüt yapılarının, hiyerarşinin olmadığı, esnek, belirli bir mekana ve kısıtlara bağlı olmayan örgütlerin daha uygun yönetim sistemleri olduğunu savunmaktadır.
Post – modernizm, modernizm ve önceki kuramların bürokratik ve akılcı yapılarını yerine örgüt kültürü kavramına odaklanmakta ve yönetimin buralarda olduğu gibi nispeten zorunlu güç ile değil iyi bir örgüt kültürü oluşturulması yoluyla örgütsel amaçlara ulaşmanın daha uygun olacağını savunmaktadır. Merkeziyetçi görüşleri eleştirmekte ve ademi merkeziyetçi yönetim yapılarının olması gerektiği üzerinde durmaktadır.
Post-modernizmin üzerinde durduğu konulardan birisi de esneklik konusudur. iş gören katılımının vurgulanması, hiyerarşilerin azaltılması, karar mekanizmasına katılımın desteklenmesi, toplam kalite yönetimi gibi önceki kuramlarla çelişen uygulamaların yeni bir yönetim tarzı olarak örgütsel amaçlara ulaşmada daha verimli olacağı görüşünü savunmaktadır. Bu tip yönetim tarzlarının ise Weberyan yönetim tarzı gibi baskıcı, kontrol oldaklı sistemlerden farklı olarak örgütsel güven, örgütsel vatandaşlık, örgütsel bağlılık gibi duygusal boyutlara odaklanan bir anlayış gerektirdiğini savunmaktadır.
Yönetim Prensipleri açısından Modern – Postmodern yönetim anlayışları arasındaki farkları şu şekilde gösterebiliriz;




Kaynak:http:/www.rcopper.com/files/Ch Postmodern Managing İntro.pdf Erişim tarihi:25.01.2013
SONUÇ
Yönetim tarihi boyunca her döneme, her zamana ve her duruma uygun bir yönetim sistemi geliştirmeye yönelik araştırmalar yapılmıştır, ancak her seferinde geliştirilen teoriler ve sistemler belirli bir zaman sonra yetersiz kalmış ve yerine yenilerinin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmuştur.  Yönetim bilimi alanında geliştirilen her teori, her kuram o dönemin şartlarına uygun, dönemin felsefecileri ve bilim adamlarınca geliştirilmiş, dolayısıyla ortaya çıktıkları dönemin izlerini taşımaktadır.
Artık her duruma ve har zamana uygun bir sistem geliştirmenin mümkün olmadığı herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Postmodernizm de bu doğrultuda önceleri modernizme eleştiri olarak ortaya çıkmış ve son yıllarda modernizmi tamamen reddeden görüşlerin de eklenmesiyle farklı bir yönetsel dönemin başlangıcı olarak görülmeye başlanmıştır. Ancak postmodernizmin niteliklerinin, kapsamının belirlenmesi konusundaki tartışmalar hala sürmektedir. Bunun yanı sıra kendi içerisinde de yönetim uygulamalarının geçerliliği açısından bazı çelişkiler ve eksiklikler içermektedir. Bu nedenle henüz kuramlaşamamış çeşitli görüşelerden oluşan düşünceler topluluğu halindedir.



KAYNAKÇA
1.      ASLAN Seyfettin, YILMAZ Abdullah, Modernizme Bir Başkaldırı Projesi Olarak Postmodernizm, C .Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 2, Sayı 2
2.      DOĞAN Doç. Dr. Binali, yönetim ve Örgüt Kuramlarının Tasnifinde Modern ve Postmodern Ayrımı, Marmara Üniversitesi, İİBF Dergisi, Cilt;23.Sayı:22, 2007
3.      ERYİĞİT Süleyman, Modernizm Postmodernizm ve Organizasyon Yaklaşım
4.      GERGEN Kenneth J., TOJO Joseph, Organizational Science in a Postmodern Context, Journal of Applied Behavioral Science, 1996, 32, 356-378
5.      HALİS M., Pre-Modernden Postmoderne Örgütsel Evrim, Mehmet Zorlu Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, minehalis@gmail.com
6.      HASSARD John, Postmodern Organızatıonal Analysıs: Toward aConceptual Framework, Joumat of Management Studies 31:3 May 1994
7.      SALLAN Songül, BOYBEYİ Songül, Postmodernizm- Modernizm İkilemi,
8.      SARGUT Selami, ÖZEN Şükrü, Örgüt kuramları, İmge Yayıncılık, 2. Baskı,2010, İstanbul
9.      SAYLI Yard. Doç. Dr. Halil, Geleneksel Yönetim Paradigmasının Sınırlayıcı Alanlarına Karşı Post-modern Yönetim Paradigmasının Geliştirici Alanları, Afyon Kocatepe Üniversitesi, İ.İ.B.F. Dergisi (Cilt.X ,Sayı II, 2008)
10. ŞENER Hasan Engin, Kamu Yönetiminde Postmodernizm,
11. ŞİŞMAN Yard. DOÇ. Dr. Mehmet, Postmodernizm Tartışmaları ve Örgüt Kuramındaki Yansımaları, Eğitim Yönetimi Yıl 2, Sayı 3, Yaz 1996, ss. 451-464
12. PARKER Martin, Post-Modern Organization Postmodern Organization Theory?, http://oss.sagepub.com/content/13/1/001
13.  YILDIRIM Murat, Modernizm, Postmodernizm ve Kamu Yönetimi, Uluslar arası İnsan Bilimleri Dergisi, Cilt:6, Sayı:2, 2009)
14. YILDIZ hasan, Postmodernizm Nedir?